Muallim Naci

Hakkında
Yazar, şair, çevirmen, öğretmen ve eleştirmen Muallim Naci İstanbul’un Fatih semtindeki Saraçhanebaşı’nda dünyaya geldi. Asıl ismi Ömer’dir. İlköğrenimine Fatih’teki Feyziye Mektebi’nde başladı ve kısa bir sürede Kuran-ı Kerimi hafız etti. 7 yaşındayken babasının vefat edişiyle annesi ile Varna’ya taşınmak zorunda kaldı. Orada medrese eğitimine devam etti ve Farsça, Arapça ve Fransızca öğrendi. Oradaki hocası Müftüzade Abdülhalim Efendi'nin verdiği "Hulusi" mahlasıyla sülüs levhalarla bir Kur'an-ı Kerim yazdı.
Yeni bir rüştiyenin (ortaokul) açılması üzerine Abdülhalim Efendi’nin referansıyla Naci de muallim-i sâni (vekil öğretmen) olarak rüştiyede (1876) görev aldı. Okuduğu kitaplar arasında bulunan Aziz Efendi’nin Muhayyelat’ı içinde bulunan “Kıssa-i Naci Billah ve Şahide” adlı hikâyenin kahramanını çok beğendiği için “Naci” adını kendine mahlas olarak aldı. Naci'nin şiir ve makaleleri Tuna gazetesinde yayımlanırken, Mutasarrıf Süleymaniyeli Mehmet Said Paşa ile tanıştıktan sonra 10 yıldır sürdürdüğü öğretmenlikten ayrıldı ve paşanın özel katibi olarak 1876'da Rumeli ve Anadolu'nun birçok şehrini dolaştı. 1877 yılında başlayan 93 Harbi üzerine Tulçi şehri boşaltıldı. Bunun üzerine Sait Paşa ve Naci, önce Tırnova’ya, ardından da İstanbul’a geçti. Naci'nin, Sakız Adası’na yapmış olduğu ziyaret sırasında yolu Namık Kemal, Abdülhak Hamid, Recaizade Mahmut Ekrem ve Ahmet Mithat Efendi ile kesişir. Ayrıca Sakız’da yazdığı şiirlerinin bazılarını da Ahmet Mithat’ın çıkardığı Tercüman-ı Hakikat gazetesine gönderdi. Tercüman-i Hakikat’te yayınladığı şiirler ve Fransızca’dan yaptığı çevirilerle kısa sürede şöhrete kavuştu. Genç şairlerin onun gazellerine yazdığı çok sayıda nazire ve tahmis, gazeteyi eski edebiyat taraftarlarının merkezi haline getirdi.
Muallim Naci Yenileşme Dönemi Türk Edebiyatı’nın çalkantılarını en fazla hisseden ve hissettiren Tanzimat dönemi yazar ve şairlerindendir. Döneminde yazdıkları ve polemikleri yüzünden çeşitli araştırmacılar tarafından negatif eleştirilere maruz kalmıştır. Onun hakkında “eskinin temsilcisi”, “edebiyat telakkisi bakımından tamamen şarklı” gibi değerlendirmelerin yanında “eskiyle yeni arasında kalmış, bir çeşit ikiliği yaşayan” şeklinde vasıflandırmalar da olmuştur. ‘’Hakikatte, iyi ve güzel manalarında Şark ile Garb’ın arasında bir fark olabileceğine inanmıyor ve milliyetperverliği bir nevi gelenek olarak tefsir ediyordu” diyen Ahmet Hamdi Tanpınar ile “bir nevi neo-klasisizm yapmak” oluşturmayı amaçlamışlardır. Aruzla ve divan edebiyatının hemen her türünde yazdığı şiirler yüzünden eski edebiyatın temsilcisi sayıldı. Ama yeni edebiyata karşı çıkan, eskiyi savunan bir yazar da olmadı.
Yazılarını, Saadet, Tarik, Mürüvvet, Mirsad, İmdadü'l Midad gazeteleriyle, kendi çıkardığı Mecmua-i Muallim dergisinde sürdürdü. Galatasaray Lisesi ve Mekteb-i Hukuk'ta edebiyat dersleri verdi. Recaizade Mahmut Ekrem ve çevresindeki genç şairlerle giriştiği tartışmalar, döneminde Türk edebiyatına yeni bir soluk getirdi. Servet-i Fünun yazarlarını önemli ölçüde etkiledi. Edebiyat tarihi, sözlük çalışmaları, şiir, mektup, eleştiri, hatıra ve tiyatro çalışmaları da edebiyatçıların büyük ölçüde ilgisini çekti.
Naci’nin dikkati çeken bir başka yönü de tercümeciliğidir. Naci bu sahada da tek yönlü kalmamış, hem Doğu hem de Batı edebiyatlarından farklı edebi türlerden tercümeler yapmasıdır. Alfred de Musset ve Emile Zola'dan gibi ünlü Batı isimlerinin yanı sıra Arap ve İran Edebiyatı’nın önde gelen eserlerini de dilimize kazandırmıştır. Fransızca’dan yaptığı çevirileri genellikle kendi eserlerinin içerisinde kullanmıştır. Bu çalışmalarda bire bir kelime tercümesi değil, anlam tercümesini tercih etmiştir. Recaizade Mahmut Ekrem’le yaşadığı en büyük ve çözülemeyen tartışmaları da bundan ötürüdür. Naci, halkın yeni Batı edebi türlerini tanımasını ve bu yüzden de kültür adaptesinin önemini vurgularken, Mahmut Ekrem daha çok üst tabakaya hitabı amaçlamıştır. Muallim Naci’nin gerek dil anlayışı ve gerekse dili kullanımı açısından edebiyatımızda önemli bir rol oynamıştır. Tanzimat döneminde dilde sadeleşme fikrini uygulamaya koyan en başarılı yazar ve şairlerden ikisi Şinasi ve Muallim Naci’dir. Naci, gerek verdiği eserlerin diliyle, gerekse bazı mektup ve makalelerindeki fikirleriyle bu anlayışın hem savunucusu hem de uygulayıcısı durumundadır.
İlerleyen dönemlerde Gazi Ertuğruk Bey isimli manzum destanı, dönemin padişahı Sultan II. Abdülhamid'e sunan Muallim Naci, bu eseri çok beğenen padişah tarafından Osmanlı tarihini yazmakla görevlendirildi. Bundan sonraki tüm zamanını bu eseri yazmaya ayıran Muallim Naci, eseri bitiremeden aniden geçirdiği bir hastalık nedeniyle 12 Nisan 1893 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti.
Eserleri
Ebü’l-Gāzân yahud Hamiyyet ( 1882)
Âteşpâre (1883)
Şerâre (1883)
Fürûzan ( 1886)
Demdeme (1886)
Sünbüle (1890)
Lugat-i Naci (1890)
Esâmî (1891)
Aruz Numunesi (1898)
Mir’ât-ı Bedây (1903)
Yâdigâr-ı Nâcî (1904)
Heder (1910)
Çevirileri
Hurde-fürûş I (1885) (Farsça’dan Osmanlıca’ya Çeviri)
Hurde-fürûş II (1885) (Farsça’dan Osmanlıca’ya Çeviri)
İcaz-ı Kuran (1885) (Arapça’dan Osmanlıca’ya Çeviri)
Saib’d Söz (1886) (Farsça’dan Osmanlıca’ya Çeviri)
İntikad (1887) (Farsça’dan Osmanlıca’ya Çeviri)
Emsal-i Ali (1887) (Farsça’dan Osmanlıca’ya Çeviri)
Nevadirü’l-Ekâbir (1887) (Arapça’dan Osmanlıca’ya Çeviri)
Sanihatü’l-Acem (1887) (Arapça’dan Osmanlıca’ya Çeviri)
Hikemü’r-Rifai (Arapça’dan Osmanlıca’ya Çeviri)
Mütercem (1887) (Farsça’dan Osmanlıca’ya Çeviri)
Thérése Raquin (1891) (Fransızca’dan Osmanlıca’ya Çeviri)
Kaynakça
https://www.wikiwand.com/tr/Muallim_Naci (Erişim 23.05.2021)
https://islamansiklopedisi.org.tr/muallim-naci (Erişim 23.05.2021)
https://www.turkedebiyati.org/muallim_naci.html (Erişim 23.05.2021)
http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/muallim-naci (Erişim 23.05.2021)
https://www.aa.com.tr/tr/kultur-sanat/eskiden-kopmadan-yeniyi-savunan-sair-muallim-naci/1800870 (Erişim 23.05.2021)
https://www.edebiyatogretmeni.org/muallim-naci/ (Erişim 23.05.2021)
https://www.biyografi.info/kisi/muallim-naci (Erişim 23.05.2021)
https://www.biyografya.com/biyografi/9937 (Erişim 23.05.2021)
Yazan
Büşra Çekçi







